İnsanın, durduk yere birine söylenmesinin hatta daha da ileriye gidip bağırarak azarlamasının ne alemi var? Bunu kimse anlayamamıştı. Ama o, son on dakikadır olduğu gibi hâlâ bağırarak yüzü kendisine dönük olan herkesi haşlamayı sürdüyordu.
Bay John daha fazla sabredemedi. Ayağa kalkarak “Bay Garcia bizimle bu şekilde konuşmanız sizce ne kadar doğru? Söylediklerinizin hiç biri şu anda burada bulunanların sorumluluğunda değil. Ama siz, burada olmayan kimselerin suçunu bizlere yükleyerek kendinizi rahatlatmaya çalışıyorsunuz. Lütfen bu tavrınıza bir son veri, lütfen!” Dedi.
Garcia, beklendiği anda ve şekilde gelen bu uyarıyı dikkate almak zorunda olduğunu biliyordu. Ama beklemediği asıl bu karşı gelişin Bay John tarafından olmasıydı. Kısa süren bir sessizlik oldu. O sıradan Garcia başını hafifçe öne eğerek hızlıca söylediklerini ve tavrını gözden geçirdi. Her fırsatta akıl danıştığı, babasının yakın dostu Bay John haklıydı galiba. Ama bu noktada kendisinden iş ve aş bekleyen bu topluluğa af mahiyetinde sözler söylemesi nasıl mümkün olacaktı.
Yine imdadına Bay John yetişti. “İsterseniz bu konuyu daha sonra aramızdan seçeceğimiz bir kaç kişiyle birlikte konuşabilirsiniz. O kişilerin kimler olabileceğini de siz belirleyin. Ama lütfen bu insanları rencide etmeye bir son verin, lütfen! Bunu sizden babanızın saygın anısına ve dostluğuna bağlılığımdan kuvvetle rica ediyorum.”
Garcia, tüm nezaketiyle karşısında duran ve onu uyarmak için en saygılı sözcükleri seçmek için azami çaba haracayan bu adamı duymak zorunda olduğunu biliyordu. Sağındaki sandalyede oturan yardımcısına bir şeyler söyleyerek odadan ayrıldı.
Sessizliğin yerini kargaşalı, tartışmalı bir gürültü almıştı. Garcia odadan ayrılır ayrılmaz vekil olarak bıraktığı yardımcısı ayağa kalkmış olsa da kimse az önceki dikkatli dinleyişine geri dönmüyordu. Yine Bay John müdahale etmek zorunda kaldı. “Lütfen Bay Marcy’i dinleyiniz, lütfen arkadaşlar!”
Uğultu kesilmiş vekil sözcü kısık sesiyle seçilecek üç kişilik temsilci ile görüşmelerin devam edeceğini söyleyebilmişti. Bay Garcia, kendilerini temsilen seçilecek üç kişinin, topluluk tarafından belirlenmesi talimatını vererek ayrılmıştı.
Bay John herkesin ısrarlı teklifi ve önerisiyle ilk temsilci olarak belirlendi. Diğer iki kişinin de Bay John tarafından seçilmesi konusundaki ısrarcı konuşmalar salona yayılıyordu. Ama Bay John buna karşıydı. Bu topluluğu ancak herkesin onayını almış kişiler temsil edebilirdi. Adayların ortaya çıkmasını ve oylama yapılmasını önerdi. İlk elini kaldıran Bayan Suzi oldu. Bunu büyük çoğunluğun şaşkınlıkla karşıladığı salona yayılan nidadan çok net belli olmuştu. Ama Bay John bu uğultunun hızılıca kesilmesi için elini havaya kaldırarak aşağıya doğru sallamaya başladı. Suzi ilk adaydı. Yeni adayların olup olmadığı sorusuna yanıtlar kalabalık topluluk içinde seyrek birer el hareketiyle belli oldu. Altı kişiden ikisi seçilecekti. İlk aday Bayan Suzi topluluğun yarısından biraz fazlasının onayıyla seçilmeyi başardı. Ama uğultulu konuşmaların sonunu getirmek Bay John için bile güç olmuştu. İplik sarma bölümünde çalışan Bayan Suzi’nin bu erkek egemen topluluğu temsil etmesine uygun olmadığı söyleniyordu. Ama özellikle kadın işçilerin desteği ve bir bölüm erkelerin de farklı düşünmesi sonucu Bayan Suzi komiteye seçilmişti. Yılların yoğunluğu yüzündeki çizgileri derinleştirmişti, evet ama ruhu henüz pes edecek yaşta değildi. Sert yüz ifadesine takabileceği en gülümsemeli hali yerleştirip Bay John’un sağındaki yerini aldı.
Ardından çekişmeli oylamalar sonucu az bir farkla Bay Charles temsilci grubunun üçüncü üyesi olmuştu. O da fabrikanın makine dairesinde, makinelerin dişlilerinin birbirleriyle uyumlu ve kusursuz çalışması için görev yapanlardan biriydi. Bakışlarındaki özgüven bu komitede olmasının ne kadar doğru bir karar olduğuna teyit gibiydi. O da Bay John’un sol yanına geçti.
Kadın temsilciye olan itirazlar devam ediyordu. Ama bir sonuç vermesi olası değildi. Çünkü fabrikanın en eski çalışanları bu genç kadının kendi haklarını savunma konusunda yeterince dirayetli bir duruş sergileyeceğinden emin görünüyorlardı. Yakın zamanda kendi evinde yaşadığı zor koşullardan nasıl yeni bir dünya yarattığını kasabadaki herkes biliyordu. Biliyordu bilmesine ama asıl itiraz konusu zaten o işi yapıp yapamayacağı değildi. Bir kadın nasıl olur da erkek egemen bir kitleyi temsil edebilirdi. Buna nasıl cüret edebilirdi.